Kırmızı şeytan ne kadar masum değil mi? Ama şeytan sonuçta...

13 Ağustos 2013 Salı

Geldi Çattı Evlilik

Veee sonunda evleniyoruz. Düğün maceralarımızı paylaşıcam ama çok yoğunum. 

Yalnızca bir tane ön fikir oluşturması açısından;

bitanem bunlardan yaptırmayalım dı mı, o esans sıselerınden yaptıralım, cok pahalı bunlar ama acaba cıceklerle daha mı tamamlayıcı olurdu? :(((


3 önergeli fonksiyon sorusu. Var mı maçası yiyen cevap verecek?

29 Kasım 2011 Salı

Ben deli değildim. O delirtti!!!

KM ile yaklaşık 5 senedir birlikteyiz. Her şeyimi bilir. Arabalarımı, geçmişimi, askerliğimi, okulumu evi mi. Hemde her ayrıntısına kadar...
Evim 2+1, giriş katı, amerikan mutfak gibi, kalorifersiz. Isıtma klima ile yapılıyor... Dediğim gibi bunları biliyor...
Aşağıda ki diyalog bu bilgiler çerçevesinde okunmalı.... Bana üzülmeyin!!

Saat 5. İşten çıkacakken birden bir üşüme, titreme. Bilirim hasta olacağımı. Bildim de... Çok hasta olmam, ilaçta kullanmam. Bu yüzden güçlüdür vücudum. Yatsam geçecek biliyorum...

Saat 18:30 eve geldim. Titriyorum. O kadar yoruldum ki kendimi kasmaktan nefes nefeseyim. Hemen soyundum, pijamalarımı giydim, yatağa battaniyeyi serdim ve içine girdim. Isıtma olarak klima ile birlikte destek olsun, hamam olsun diye diğer elektrikli ısıtıcıyı da açtım.

Annemleri aradım, kahramanlık tasladım "iyiyim" dedim, belli etmedim ama annem anladı. Ana yüreği. Hemen anladı.

KM işten daha çıkmamıştı. Whatsup tan yazdım.

*Bitanem ben evdeyim. Yatıyorum.
*Seni beklemek istedim ama dayanamıyorum. (işten çıkınca arar.)
*Biraz uyuyup kendime geleyim.
*Öptüm bitanem.

Gene arayacak biliyorum. Meraklıdır. Bana da meraklıdır :) Dayanamaz. Hasta olmasam arama desem hemen arar...

Bu satırları bilinçsizce yazdım. Nefes nefeseyim. Titrememek için kendimi kasıyorum, olmuyor. Zangır zangır. Suyu döke döke içiyorum...

Hemen yorgan ve battaniyenin altına girdim. Kafam yorganın altında uyumayı bırakın duramam bile. Ama bu akşam duruyorum...

20 bilemedin 25 dk sonra. Dalmışım, telefon çaldı. İşte efsane diyalog.

KM: Aşkım nasılsın?
Ben: İyiyim hayatım. Biraz uyusam geçecek  (ne konuştuğumu bilmiyorum. Bilinçsizce sorularına yanıt veriyorum. Hemen bitsin uyuycam) 
KM: Ateşin mi var?
Ben: Evet hayatım. Ama çok değil.  (ne konuştuğumu bilmiyorum. Bilinçsizce sorularına yanıt veriyorum. Hemen bitsin uyuycam) 
KM: Kaç derece?
Ben: 38,5 (ne konuştuğumu bilmiyorum. Bilinçsizce sorularına yanıt veriyorum. Hemen bitsin uyuycam) 
KM: Doktora git bitanem.
Ben: Yok bitanem uyuyunca geçer.(ne konuştuğumu bilmiyorum. Bilinçsizce sorularına yanıt veriyorum. Hemen bitsin uyuycam) 
KM: Ufff çok mu hastasın?
Ben: Yok aşkım uyuyunca geçer. (ne konuştuğumu bilmiyorum. Bilinçsizce sorularına yanıt veriyorum. Hemen bitsin uyuycam) 
KM: Bişey yedin mi?
Ben: Yok bitanem. Uyanınca yerim. (ne konuştuğumu bilmiyorum. Bilinçsizce sorularına yanıt veriyorum. Hemen bitsin uyuycam) 
KM: Aklım sende... Sesin çok kötü geliyor.
Ben: Bende olmasın. Uyuyunca geçer. (ne konuştuğumu bilmiyorum. Bilinçsizce sorularına yanıt veriyorum. Hemen bitsin uyuycam) 
KM: Uyu ozaman!
Ben: ??!!
KM: Üşüyor musun?
Ben: Girdim şimdi yorganın altına. Uyuyunca geçer. (ne konuştuğumu bilmiyorum. Bilinçsizce sorularına yanıt veriyorum. Hemen bitsin uyuycam) 
KM: Üşümee
Ben: Tamam bitanem. Kaloriferi de yaktım. (ne konuştuğumu bilmiyorum. Bilinçsizce sorularına yanıt veriyorum. Hemen bitsin uyuycam) 
KM: AAAA sizin ev kaloriferli mi?
Ben: ?*!?_-=!½$#£)( (Gayet biliçli şoklardayım)
KM: Tamam bitanem hadi uyu...

6 Ekim 2011 Perşembe

Normal bir gün

Olmasın anlatacak konuda yazmayayım. İstemiyorum yazmak. Ancak...

Normal bir gün benim için bu anlatacaklarım. En başta dediğim gibi mantık aramaya gerek yok. İş çıkışı. Saat 19:00 dolayları. Hava kararmış. Katılmamız gereken bir etkinlik, mekan FIKITI. Orada buluşacağız. Ters yönlerden geliyoruz. Ahanda size diyalog:
 KM: Bitanem nerdesin?
 Ben: Daha yeni evden çıktım canım. Geliyorum.
KM: Ne kadara buradasın?
Ben: 10 dk.
KM: Ben naapsam? Nereye koyayım arabayı?
Ben: Otoparkın önünde bekle ben geliyorum. Birlikte otoparka çıkarız. (ıssız, izbe, karanlık. Fıkıtı' ya 50 m mesafede. yanında olayım istedim)
KM: N'olcak ben çıkayım. Fıkıtıda buluşuruz.
Ben: Bitanem bekleyiver işte. Sen nerdesin ki?
KM: 5 dk oradayım.
Ben: tamam işte bende orada olucam 5 dk.
 KM: tamam ozaman.
-------2 dk sonra-------- Allahtan telefonlar konuşma saatini falan gösteriyor.
KM: Nerdesin?
Ben: Geliyorum hayatım. Ibıdının önündeyim. 2dk.
KM: Ben geldim. Napsam ki?
Ben: Fıkıtının önüne koy.
KM: Yer yoktur.
Ben: Bi bak ben koydum bir kaç sefer.
KM: Otoparka mı çıksam.
Ben: Hayatım git bak fıkıtının önüne. Olmadı valeye ver.
KM: Valeye vermem ben arabamı.
Ben: Alla alaaaa (Gelenler gelmeye başladı)
KM: Fıkıtının önüne geldim. Koysam mı buraya?
Ben: Koy!#!?
KM: Yok koymıcam. Vale geldi. Veriyim mi valeye?
Ben: Ver hayatım nolcak?
KM: Yok vermicem. Tanımadığım adama arabamı neden veriyorum?
Ben: Tanıdık vale almadıkları için yönetime dilekçe yaz!
KM: Vermicem valeye. Geldi bak çocuk vereyim mi, vermiyeyim mi?
Ben: Valla ne diyeyim şimdi ver desem bişey olsa arabana, sıçtık. Sen bilirsin o yüzden.
KM: Vermicem. Otoparka gidiyorum ben.
Ben: Tamam geldim ben.
KM: Nerdesin?
Ben: Fıkıtının önünde
KM: Ben çıkayım mı otoparka çıkmayayım mı?
Ben: ÇIKMA!#+$
KM: Tamam.
Ben:....
KM: N' olcak ki çıksam.
Ben: Haspin allaaaah! Geldim arkandayım devam et.
KM: Çıkıyorum.
Ben: "göz seğirmesi, yanak zıplaması, ellerde titreme bilimum istem dışı kas spazmları"

21 Eylül 2011 Çarşamba

Browni


En sevdiğimiz restoranlardan birine gittik. KM, AF ve ben. Yemekler yenildi, içkiler içildi, şen şakrağız maşallah.

Tatlı yiyelim dedik. Benim delinin de keyfi yerinde, süregelsin istedim.

Nasıl tatlı nasıl keyifli. Hararetli birşeyler anlatıyor. Bu esnada tatlı olarak istediğimiz browni geldi.

AF, düşünceli bir şekilde bıçağı aldı. Dikdörtgen şeklinde yekpare gelen ıslak keki 3' e böldü. KM anlatıyor ya, bölmek, bilgilendirmek ne mümkün. Aynı masadayız, cerrahi işlem dört parmak önünde oluyor. Farkındadır, normal insan fark eder. Neşeli neşeli anlatmaya devam ediyor.

AF kendi için ayırdığı parçayı, gözlerini KM den ayırmadan tek hamlede gönderdi mideye. Dayanamadım aynı şekilde gözlerimi bir an bile ondan ayırmadan bende kendi hakkımı yuduveedim.

Meşhur canavar gene vücut buldu:

-BANA DA BIRAKSAYDINIZ!!!

Anam, önüne baksa görecek onun hakkı orada. Biz neşeni bölmeyelim diye sessiz sedasız yiyiverdik dayanamadan lezzete.

Çıkıyordu tüm yediklerim gene korkumdan. Af' ye baktım gene koyvermiş, işiyor oracıkta. Kendi de anladı o da bastı kahkahayı. Napalım, bende güldüm ümitsizce, iç çekerek, geleceğime yanarak...

Hop Ayvalık Tostu


Günlerden Cuma. Bir tatil planı daha. Elbette yüz aşırı km. İzmir' den Ayvalık' a, Cunda Adasına gidiyoruz. Yolculuk gergin başladı ama düzeldi şen şakrak gidiyoruz. Ben kullanıyorum, KM ön yan koltukta, arkada bicicik arkadaşımız Ayak Fetişisti.
50 km kala KM arabayı kullanmayı talep etti. Allah muhafaza nasıl reddedebilirsin? Yolar! Sürücü koltuğuna kuruldu, ayarlarını yaptı emniyet kemerini bağladı yallah tazyik gidiyoruz.

Cunda da gene bicicik arkadaşlarımız Şirine ve nişanlısı İbraamoviç ile buluşacağız. KM geç kaldığımızı iddia ederken alttan alttan gene beni suçluyor. (hiç bir zaman bunu yapmadığını iddia eder. Nedense hep ben böyle algılıyorum...) 20-25 km kadar ilerledik. Arabada ki şen şakrak hava yerini düşüncelere, sessizliğe bırakmış. Çıt çıkmıyor yoldaki ağaçları, diğer araçları, insanları seyrederek ilerliyoruz.

Ayvalığa girmişiz ancak hala suskunluğumuz devam ediyor, belki de yolculuk başı cıvıklığımızın yorgunluğunu çekiyorduk. İlk kez Ayvalık' a gelmiştim. Buraya neden daha önce gelmemiştim? Bilgi dağarcığımda burası ile ilgili neler var diye düşünürken, bir ses yükseldi sol yanımdan. Çemkirerek:

"GEÇ KALDIK DAHA SONRA YERSİN TOSTUNU!!!"

Önce arabanın arka koltuğuna döndüm. Ayak Fetişistine baktım. O da bana şaşkın bir ifadeyle bakıyordu. Sonra döndüm sağ yan pencereye baktım. Cama biri mi yapıştıda tost yemeyi talep ediyordu? Mecburen KM' ye baktım. Neyi kime söylemişti? Hatta kime kızmıştı? Ne oluyordu?

Ben: "Bismillahirrahmanirrahim! Kim tost yemek istiyor?" diye sordum usulca. Kızdırmadan. Şaşkınlıkla! Kaygıyla!

KM: "Sen Ayvalık Tostu yiyelim demedin mi?"

Ben: "Yoo. Ben hayatımda Ayvalık Tostu yemedim. Sevmem de! Sen mi dedin Ayak Fetişisti?"

AF: "Yok ayol! Ben demedim"

Kaygı ve şaşkınlıkla, ani hareketlerden kaçınarak önümüze döndük. Korkuyorduk. Bir kelime-i şahadet arasından sonra kahkaha barajı patlamış nehir gibi koyuvermişti. Ayak fetişisti arka koltuğa koyvermiş koltuklara işiyordu... Komikti, saçmaydı, anlamsızdı, manyakçaydı... Ardından olay açıklığa kavuştu.

Benim KM kafasında kurmuş, düşünmüş. Demiş ki, "benim adam, şimdi Ayvalık' a geldik ya, Ayvalık Tostu yemek ister. Zaten geç kaldık!"

Bu düşüncesine istinaden salıvermiş içindeki manyağı. Garip gelebilir kafada kurup, gerçek sanmak. Ancak yaşadıkça alışıla gelinen bir durum. Okudukça sizde alışacaksınız...