Kırmızı şeytan ne kadar masum değil mi? Ama şeytan sonuçta...

21 Eylül 2011 Çarşamba

Browni


En sevdiğimiz restoranlardan birine gittik. KM, AF ve ben. Yemekler yenildi, içkiler içildi, şen şakrağız maşallah.

Tatlı yiyelim dedik. Benim delinin de keyfi yerinde, süregelsin istedim.

Nasıl tatlı nasıl keyifli. Hararetli birşeyler anlatıyor. Bu esnada tatlı olarak istediğimiz browni geldi.

AF, düşünceli bir şekilde bıçağı aldı. Dikdörtgen şeklinde yekpare gelen ıslak keki 3' e böldü. KM anlatıyor ya, bölmek, bilgilendirmek ne mümkün. Aynı masadayız, cerrahi işlem dört parmak önünde oluyor. Farkındadır, normal insan fark eder. Neşeli neşeli anlatmaya devam ediyor.

AF kendi için ayırdığı parçayı, gözlerini KM den ayırmadan tek hamlede gönderdi mideye. Dayanamadım aynı şekilde gözlerimi bir an bile ondan ayırmadan bende kendi hakkımı yuduveedim.

Meşhur canavar gene vücut buldu:

-BANA DA BIRAKSAYDINIZ!!!

Anam, önüne baksa görecek onun hakkı orada. Biz neşeni bölmeyelim diye sessiz sedasız yiyiverdik dayanamadan lezzete.

Çıkıyordu tüm yediklerim gene korkumdan. Af' ye baktım gene koyvermiş, işiyor oracıkta. Kendi de anladı o da bastı kahkahayı. Napalım, bende güldüm ümitsizce, iç çekerek, geleceğime yanarak...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder