
Günlerden Cuma. Bir tatil planı daha. Elbette yüz aşırı km. İzmir' den Ayvalık' a, Cunda Adasına gidiyoruz. Yolculuk gergin başladı ama düzeldi şen şakrak gidiyoruz. Ben kullanıyorum, KM ön yan koltukta, arkada bicicik arkadaşımız Ayak Fetişisti.
50 km kala KM arabayı kullanmayı talep etti. Allah muhafaza nasıl reddedebilirsin? Yolar! Sürücü koltuğuna kuruldu, ayarlarını yaptı emniyet kemerini bağladı yallah tazyik gidiyoruz.
Cunda da gene bicicik arkadaşlarımız Şirine ve nişanlısı İbraamoviç ile buluşacağız. KM geç kaldığımızı iddia ederken alttan alttan gene beni suçluyor. (hiç bir zaman bunu yapmadığını iddia eder. Nedense hep ben böyle algılıyorum...) 20-25 km kadar ilerledik. Arabada ki şen şakrak hava yerini düşüncelere, sessizliğe bırakmış. Çıt çıkmıyor yoldaki ağaçları, diğer araçları, insanları seyrederek ilerliyoruz.
Ayvalığa girmişiz ancak hala suskunluğumuz devam ediyor, belki de yolculuk başı cıvıklığımızın yorgunluğunu çekiyorduk. İlk kez Ayvalık' a gelmiştim. Buraya neden daha önce gelmemiştim? Bilgi dağarcığımda burası ile ilgili neler var diye düşünürken, bir ses yükseldi sol yanımdan. Çemkirerek:
"GEÇ KALDIK DAHA SONRA YERSİN TOSTUNU!!!"
Önce arabanın arka koltuğuna döndüm. Ayak Fetişistine baktım. O da bana şaşkın bir ifadeyle bakıyordu. Sonra döndüm sağ yan pencereye baktım. Cama biri mi yapıştıda tost yemeyi talep ediyordu? Mecburen KM' ye baktım. Neyi kime söylemişti? Hatta kime kızmıştı? Ne oluyordu?
Ben: "Bismillahirrahmanirrahim! Kim tost yemek istiyor?" diye sordum usulca. Kızdırmadan. Şaşkınlıkla! Kaygıyla!
KM: "Sen Ayvalık Tostu yiyelim demedin mi?"
Ben: "Yoo. Ben hayatımda Ayvalık Tostu yemedim. Sevmem de! Sen mi dedin Ayak Fetişisti?"
AF: "Yok ayol! Ben demedim"
Kaygı ve şaşkınlıkla, ani hareketlerden kaçınarak önümüze döndük. Korkuyorduk. Bir kelime-i şahadet arasından sonra kahkaha barajı patlamış nehir gibi koyuvermişti. Ayak fetişisti arka koltuğa koyvermiş koltuklara işiyordu... Komikti, saçmaydı, anlamsızdı, manyakçaydı... Ardından olay açıklığa kavuştu.
Benim KM kafasında kurmuş, düşünmüş. Demiş ki, "benim adam, şimdi Ayvalık' a geldik ya, Ayvalık Tostu yemek ister. Zaten geç kaldık!"
Bu düşüncesine istinaden salıvermiş içindeki manyağı. Garip gelebilir kafada kurup, gerçek sanmak. Ancak yaşadıkça alışıla gelinen bir durum. Okudukça sizde alışacaksınız...